Çevre uzmanları, küresel ısınmanın 2009 yılından sonra artacağı tahmininde bulundular.

Küresel ısınmanın, 21. yüzyılda karbon gazı salımının etkisiyle artacağı yönündeki genel uyarının yanında, 2005 yılını takip eden 10 yıl içindeki olasılıklara değinen İngiliz bilim adamlarının raporunda, insanın neden olduğu küresel ısınmadan ziyade, doğal etkenlerin sebep olduğu iklim değişikliği üzerinde duruldu.

 

 

Tahminde bulunmak için, El Nino ile okyanus sirkülasyonundaki diğer dalgalanmalarla ısı üzerinde çalışmalarda bulunan uzmanların Science dergisinde yayımlanan raporuna göre, dünya gerçek ısınmayla 2009 yılında tanışacak. 2009’a kadar ise doğal güçler, insanın yol açtığı tahmini ısınmayı dengeleyecek.
Ntvmsnbc

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Saydam, “Akıllı Bulut Yönetimi” projesiyle barajları yağmur ve kar suyuyla doldurabileceğini iddia etti.

ANKARA - Hacettepe Üniveritesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Cemal Saydam, yaklaşık 15 yıldır üzerinde çalıştığı “Akıllı Bulut Yönetimi” projesiyle, tabiatın sırrını çözdüğünü söyledi. Saydam’ın projesinde sahra tozu tohumları, uygun nem ve sıcaklıktaki buluta bırakılıyor, yarım saat sonra yağış başlıyor.

 

Bulutların içinde buhar ve kristal buz parçacıkları bulunduğunu anlatan Prof. Saydam, buz parçacıklarının büyüklüğünün yağmur ve kar yağışını belirlediğini kaydetti.

“Buz parçacıkları büyükse yaz aylarında yağmur kış aylarında ise kar yağışı meydana gelir” diye konuşan Saydam, bulutlara dışarıdan müdahale ederek buz kristallerinin sayısını artırabileceğini ve büyümesini sağlayabileceğini bildirdi. Saydam, projenin, yapay deneylerinin başarılı olduğunu söyledi.

ABD’de 1950’li yıllarda buna benzer bir çalışma yapıldığını ancak başarılı olamadıklarını ifade eden Saydam, “Benim projem, onlarınkinden farklı. Dünyada bir ilk olacak. Buna benzer çalışmaları İsrail de yapıyor ve giderek başarıya yaklaşıyor” dedi.

SAHRA TOZU TOHUMLAMA YÖNTEMİ
Prof. Dr. Saydam, “sahra tozlarının bulut içinde yağmuru nasıl tetiklediğini” ispatladığını belirterek, “Yağmurdan sonra camların üstü sarı lekelerle kirleniyor. İşte bunlar rüzgarla buluta, buluttan da yağmurla yere inen sahra tozlarıdır” diye konuştu.

Her sahra tozunun yağmura neden olmadığını anlatan Saydam, “Yaptığımız incelemeler sonucunda hangi sahra tozunun yağmura neden olduğu belirledik. Güney Tunus’tan sahra toprağı aldık” dedi.

Projenin işleyişi hakkında bilgi veren Saydam, ilk olarak belirlenen sahradan, yağışı tetikleyecek sahra tozunun toplandığını kaydetti. Saydam, daha sonra tohumlamaya uygun nem oranı yüksek bulutun tespit edildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Bulut tohumlamasında, bulut partiküllerinin büyümesine neden olan buz kristali yöntemi kullanılıyor. Bulutun bir parçasının aşırı soğumuş olması gerekiyor. Sahra tozu tohumları, uygun nem ve sıcaklıktaki bulutun içine, uçakla ulaşılarak bırakılıyor. Tohumların bırakılmasından yaklaşık yarım saat sonra yağış başlıyor.”

Barajların, yağmur suyundan daha çok kar suyuyla dolduğunu, nehirlerin de kar suyuyla beslendiğini belirten Saydam, “Tohumlama, özellikle uygun sıcaklık açısından kış aylarında yapılmalı. Yağmur suyu sadece toprağı ıslatır. Çok yağdığında sele neden olur ama kar öyle değil. Kar yavaş yavaş eridiği için nehirleri besler. Örneğin, Ankara’ya 2 metre kar yağdırın bir şey olmaz ama çok fazla suyu bir anda indirdiğiniz zaman altyapı bunu kaldırmaz” dedi.

Bu işlemi “Bulutu inek sağar gibi sağmak” diye adlandıran Saydam, projenin uygulamaya konulabilmesi için bürokratik engellerin bir an önce kaldırılması gerektiğini söyledi. Tohumlama işleminin yapılabilmesi için bulutlara uçması gerektiğini ifade eden Saydam, bunun için gerekli yerlere başvurduğunu ancak izin alamadığını kaydetti. Saydam, ilgili yerlerden izin alındığında kış aylarında hemen projenin uygulamaya konulabileceğini bildirdi.

TOHUMLAMA İÇİN ZAMAN DARALIYOR
Projeyi, Almanya’daki bulut odasıyla ve Atina’daki dünyaca tanınmış meteoroloji uzmanıyla paylaştığını anlatan Saydam, “Projenin desteklenmesi için onlarla beraber Avrupa Birliği’ne başvuruda bulunduk. Şimdi, cevap bekliyoruz” dedi.

“Sonbahar ve kış aylarında başımızın üstünden geçecek bulutlara yağacak mı acaba diye beklersek, daha çok bekleriz” diye konuşan Saydam, en kısa zamanda su yönetimi planlamasına “Akıllı Bulut Yönetimi” nin de katılması, sonbahar ve özellikle kış aylarında yağışlara müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi. Prof. Dr. Saydam, “Bu sene yaptık yaptık, eğer bu kışı kaçırırsak 2009-2010 kışını beklememiz lazım” diye konuştu.
Ntvmsnbc

1

6 YENİTÜR BULUNDU

13/8/2007 tarihinde yazıldı.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin, şiddet nedeniyle onlarca yıldır girilemeyen doğu kesiminde, aralarında bir yarasa ve iki kurbağa olmak üzere 6 yeni canlı türü bulundu.

NEW YORK - Merkezi New York’ta bulunan Doğal Hayatı Koruma Derneği, Ocak ve Mart ayları arasında, Tanganyika gölünün batısındaki ormanda araştırma yapan uzmanların, 6 yeni tür keşfettiklerini açıkladı.

Derneğin açıklamasında, 1000 kilometrekarelik bozulmamış bir alanda, deniz seviyesinden 2725 metre yükseklikte yapılan araştırma sonucunda yarasa ve kurbağalarla birlikte bir kemirgen, iki fare ve iki kurbağa türünün ortaya çıkarıldığı belirtildi.


Açıklamada, bölgenin biyolojik açıdan çok zengin olduğu, çok sayıda şempanze, bufalo, fil, leopar ve maymun barındırdığı kaydedildi.

Araştırmacı Andrew Plumptre, çok kısa süre içinde 6 yeni tür bulduklarını, daha fazla zamana sahip olmaları halinde bu sayının artabileceğini söyledi.

Ntvmsnbc

Güneş sistemi dışında sürpriz gezegen

Bir yıldızın yörüngesinde dönen yeni gezegen, Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük. Bilim insanlarına göre, gezegen öyle büyük ki, gizeminin varolan teorilerle açıklanması çok güç.
Herkül takım yıldızında bulunan gezegene TrES-4 adı verildi. Gezegen, Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük.

Dünyadan yaklaşık 1500 ışık yılı uzakta olan gezegen, ana yıldız etrafındaki dönüşünü yaklaşık 3.55 günde tamamlıyor. Bu da yeni gezegende bir yılın bir haftadan daha az olması anlamına geliyor.

Ana yıldızdan 7 milyon kilometre uzakta olmasına rağmen gezegenin yüzeyinin sıcaklığının 1327 derece olduğu tespit edildi.

Yeni gezegen dünyayla yıldızı arasından geçerken yıldızın ışınlarının yüzde birini engelliyor. Bu da parlaklığını azaltıyor.

Bilim dünyası, dev gezegenin keşfini sevinçle karşıladı. Zira, uzmanlar mevcut bilimsel verilerle açıklanamayacak kadar büyük olan gezegenin incelenmesinin, güneş sisteminin dinamiklerini daha iyi anlamak adına önemli bir adım olacağını düşünüyor.

Gökbilimciler, yeni keşifleriyle işgili ayrıntıları Astrophysical Journal dergisinde yayımlayacaklar.
NTVMSNBC

Gökyüzünde meteor şöleni

Gökyüzü meraklıları için en ilgi çekici olaylarından biri olan, “yıldız kayması” olarak bilinen perseid meteor yağmurları bu gece ve Pazar gecesi izlenebilecek.
İSTANBUL - Ankara Üniversitesi Rasathanesi Öğretim Görevlisi Yahya Demircan, her yıl Temmuz-Ağustos döneminde gözlenen ve 11-12 Ağustos’ta en fazla sayıya ulaşan perseidlerin meteor yağmurları içinde en çok bilineni olduğunu söyledi.

Halk arasında “yıldız kayması” olarak da bilinen perseid meteor yağmurlarının yıldızlarla ilgisinin olmadığını anlatan Demircan, meteor yağmurlarının, güneş çevresinde değişik yörüngelerde dolanan irili ufaklı gök taşlarının dünya atmosferine girmesiyle oluştuğunu dile getirdi.

Perseid meteor yağmurunun maksimum yoğunluğa ulaşacağı 11-12 Ağustos gecelerinde saatte ortalama olarak 100 meteor gözlenebileceğini tahmin ettiklerini ifade eden Demircan, “Ancak unutmamalıyız ki, bu sayı, ancak en iyi gözlem şartlarında ulaşılabilecek olan sayıdır. Hava koşulları (bulutlar, hava kirliliği, sis ve benzeri) ışık kirliliğinin miktarı ve Ay’ın evresi... Özellikle dolunay evresinde ve bölgenin yakınlarında bulunan bir Ay, gözleyebileceğiniz meteor sayısını büyük ölçüde azaltacaktır” dedi.

2007’nin meteor yağmurları açısından şanslı bir yıl olduğunu belirten Demircan, şehir ışıklarından uzak ve daha iyi atmosfer koşullarına sahip bir gözlem yeri seçerek tüm gece boyunca muhteşem doğa olayının izlenebileceğini söyledi.

Ankara Üniversitesi Rasathanesi’nin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Perseid meteor yağmuru için kapılarını astronomi meraklılarına açacağını belirten Demircan, “İki gece boyunca çıplak gözle ve teleskoplarla gökyüzü gözlemi yapma fırsatının yanı sıra profesyonel astronomlar tarafından yapılacak sunumlar ve sohbetler ile astronomi hakkında bilgilenme imkanı olacak” dedi.

BİR SONRAKİ RANDEVU 2126’DA
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektör Yardımcısı ve Ulupınar Gözlemevi Müdürü Prof. Dr. Osman Demircan de, yaptığı açıklamada, 17 Temmuzda başlayıp 24 Ağustosa kadar devam edecek olan “Perseid Yıldız Yağmuru”nun en yoğun görüneceği 12 Ağustos gecesinde, Ulupınar Gözlemevi’nin halka açılacağını söyledi.

Prof. Dr. Demircan, “Perseid Yıldız Yağmuru”nun bir sonraki geçişinin 14 Ağustos 2126 tarihinde olacağını kaydetti.