FRAKTAL

12/8/2007 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Fraktal parçalanmış ya da kırılmış anlamına gelen Lâtince fractus kelimesinden gelmiştir. İlk olarak 1975'de Polonya asıllı matematikçi Benoit Mandelbrot tarafından ortaya atıldığı varsayılır. Kendi kendini tekrar eden ama sonsuza kadar küçülen sekilleri, kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününü inceler. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza kadar sürebilir; tam tersi de her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzemesi olayıdır. Doğada görebilen örnekler örneğin bir kar tanesi ya da bazı bitkilerin yapısı dir.

-Teoremin gelişimi== Benoit Mandelbrot, IBM Laboratuvarlarında çalışmaya başladığında Oyun Teorisi, iktisat, emtia fiyatları gibi çeşitli alanlarda çalışan bir mühendisti. Bu çalışmalarını tamamladığında veri iletim hatlarındaki gürültü üzerinde çalışmaya başladı. Mühendisler, veri aktarımı sırasında oluşan gürültü karşısında çaresiz kalmışlardı. Mühendislerin bu soruna bulabildikleri en iyi çare sinyal gücünü arttırmaktan ileri gidememişti. Fakat sinyal gücünün arttırılması da tam bir çözüm sağlamamıştı. İletişim esnasında halen gürültüye bağlı hatalar oluşmaktaydı.

İletim hatlarındaki gürültü doğası gereği gelişi güzel olmasına rağmen kümeler halinde gelmekteydi. İletişim süresi boyunca hatasız periyotlar arasında hatalı periyotlar yer almaktaydı. Hatalı periyotların incelenmesi, hata paterninin sanıldığından daha karmaşık olduğunu ortaya koymuştur. Mandelbrot, bir günlük veri trafiğini birer saatlik periyotlara ayırdı. Daha sonra, hatanın gözlendiği periyotları ele alıp bu periyotlar yirmişer dakikalık parçalara böldü ve yine gördü ki, bu birer saatlik periyotların içinde de yine hatasız bölümler bulunmaktaydı. Mandelbrot, hatalı bölümler daha kısa zaman aralıklarına bölmeye devam etti. Ve sonunda hatasız periyotların halen var olduğunu gösterdi. Bu arada aykırı bir durum Mandelbrot'un dikkatini çekti: hatalı periyotların hatasız periyotlara oranı periyodun uzunluğundan bağımsız olarak neredeyse sabit kalıyordu.
Yukarıdaki tanıma uyan dağılım fonksiyonuna sahip bir dizi, 19. yüzyılda yaşamış olan bir matematikçinin, Georg Cantor'un anısına Cantor dizisi olarak bilinir. Cantor dizisini oluşturmak için L uzunluğunda bir doğru parçası alınır. Doğru parçasının ortadaki üçte birlik kısmı silinir. Artık L/3 uzunluğunda 2 adet doğru parçası vardır. Bu doğru parçalarının da ortadaki üçte birlik kısımları çıkarılır ve bu işlem sonsuza kadar tekrarlanırsa elde edilen yapının adı Cantor Tozudur. Bu tozun koordinatları bir Cantor dizisi oluşturur. Cantor Tozu sonsuz adet noktadan oluşur ama toplam uzunluğu sıfırdır.

Mandelbrot, yukarıdaki gürültü dağılımını kullanarak sinyal gücünün arttırılmasının gürültüye bağlı hatalardan kaçınılamayacağını göstermiştir. Yapılması gereken hataları engellemek değil, düzeltecek bir mekanizma geliştirmektir.

Mandelbrot’nun kendi kendine sorduğu şu soru, daha sonraki çalışmalarını yönlendiren temel işlev olmuştur: "İngiltere sahil şeridinin uzunluğu nedir?" "Bu sorunun yanıtı kullanmakta olduğunuz ölçüm aracının uzunluğuna bağlıdır." diyordu Mandelbrot. Mesela bir metrelik bir pergelin sahil boyunca yürütüldüğünü düşünün. Bulacağınız uzunluk yaklaşık bir değer olacaktır. Zira pergel, uzunluğu bir metreden daha kısa olan girinti ve çıkıntıları atlayacaktır. Pergeli yarım metreye indirdiğinizde bulacağınız sonuç bir öncekinden daha büyük, daha doğru, ama halen yaklaşık sonuç olacaktır. Bu sefer de pergel yarım metreden daha kısa olan girinti çıkıntıları ölçemeyecektir. Pergeli daha da küçülttüğünüzde elde edeceğiniz sonuç daha büyük ama halen hatalı bir değerdir. Bu zihinsel deneyi sonsuza kadar götürdüğünüzde ilginç ortaya ilginç sonuçlar çıkar. Sahil şeridi Öklid geometrisine uygun olsa idi (örneğin çember), pergel küçüldükçe yapılacak ölçüm gerçekten de çemberin çevresine eşit olacaktı. Ama sahil şeridi Mandelbrot'un öngördüğü şekilde ise ölçek atom boyutlarına inene kadar bulunan uzunluk sürekli artmaya devam eder, ancak atom ölçeğinde sonlu bir değere gidebilir. Dikkat edilirse, Cantor Tozu'nda olduğu gibi burada da ölçü biriminden (bir anlamda gözlem boyutundan) bağımsız olarak hata halen mevcuttur.

Mandelbrot'nun bir sonraki sorusu ise şu olmuştur: "Bir iplik yumağının boyutu nedir?" Uzaktan bakıldığında yumak bir noktadan ibarettir, yani boyutu sıfırdır. Daha yakından yapılan gözlemlerde yumak yüzeyinde düzensizlikler bulunan bir küre gibidir. Boyut sayısı üçe çıkmıştır. Daha yakından bakıldığında yumağı oluşturan tek boyutlu iplik ayrık olarak gözlemlenebilir. Tek boyutlu ipliğe büyüteçle bakıldığında iplik üç boyutlu sütunlar gibi görülür. Mikroskop altında sütunlar tek boyutlu liflere, lifler ise sonunda boyutsuz noktalara dönüşmektedir. O halde, yumağın gerçek boyutu nedir?

Mandelbrot, bir birim cinsinden ölçülemez olan cisimlerin bir pütürlülük derecesine sahip olduğunu ve bu pütürlülük derecesini ölçmenin bir yolunu bulmuştur. Mandelbrot'ya göre göre ölçek değiştiğinde düzensizlik derecesi sabit kalmaktaydı. 1975 yılında Mandelbrot pütürlülük derecesinin ismini de koymuş oldu: Fraktal boyut. Pütürlülük özelliği gösteren cisimler de fraktallar adını aldı.






kaynak:Wikipedia

1

Altın Oran

Altın oran, pi (phi) sayısı olarak bilinir.
neticede matematiksel bir kavramdır ve değeri de
1,618 dir. Fibonacci sayıları ve altın oran
matematiğin en ilgi çekici konuları arasındadır.
Leonardo Fibonacci 13. yüzyılda yaşamış bir
İtalyan matematikçisiydi.

FIBONACCI DIZISI:
1,1,2,3,5,8,13,21,34,55,89,144....
Bu diziye baktığımız zaman onun basit bir kurala
dayanarak oluşturulduğunu görebiliriz. Bu kuralı
sözcüklerle ifade edersek; her sayı (ilk ikisi
dışında) kendisinden önce gelen iki sayının
toplamından oluşmuştur.
Ari kovanlarında yasayan dişi arıların sayısının
erkek arıların sayısına bölündüğünde hep ayni sayı
elde edilir. Yani 1.618
Leonardo Da Vinci nin ünlü çıplak erkeğini
gösteren Vitruvius adamında da ayni oranlar
mevcuttur.

Altın Oran in Görüldüğü ve Kullanıldığı Yerler
1. Ayçiçeği: Ayçiçeğinin merkezinden dışarıya
doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane
sayılarının birbirine oranı, altın oranı verir.
2. Papatya Çiçeği: Papatya Çiçeğinde de
ayçiçeğinde olduğu gibi bir altın oran mevcuttur.
3. İnsan Kafası: Bildiğiniz gibi her insanin
kafasında bir ya da birden fazla saçların çıktığı
düğüm noktası denilen bir nokta vardır. İşte bu
noktadan çıkan saçlar doğrusal yani dik değil, bir
spiral, bir eğri yaparak çıkmaktadır. İşte bu
spiralin ya da eğrinin tanjantı yani eğrilik açısı

bize altın oranı verecektir.
4. İnsan Vücudu: İnsan Vücudunda Altın Oran in
nerelerde görüldüğüne bakalım:
4.1. Kollar: İnsan vücudunun bir parçası olan
kolları dirsek iki bölüme ayırır(Büyük(üst) bölüm
ve küçük(alt) bölüm olarak). Kolumuzun üst
bölümünün alt bölüme oranı altın oranı vereceği
gibi, kolumuzun tamamının üst bölüme oranı yine
altın oranı verir.
4.2. Parmaklar: Ellerimizdeki parmaklarla altın
oranın ne alakası var diyebilirsiniz. İşte size
alaka... Parmaklarınızın üst boğumunun alt boğuma
oranı altın oranı vereceği gibi, parmağınızın
tamamının üst boğuma oranı yine altın oranı verir.

5. Tavsan: İnsan kafasında olduğu gibi tavşanda da
ayni özellik vardır.
6. Mısır Piramitleri: Her bir piramidin tabanının
yüksekliğine oranı yine altın oranı veriyor.
7. Leonardo da Vinci: Bilindiği gibi Leonardo da
Vinci Rönesans devri ünlü ressamlarındandır. Simdi
bu ünlü ressamın çizmiş olduğu tabloları
inceleyelim.
7.1. Mona Lisa: Bu tablonun boyunun enine oranı
altın oranı verir.
7.2. Aziz Jerome: Yine tablonun boyunun enine
oranı bize altın oranı verir.
8. Picasso: Picasso da Leonardo da Vinci gibi ünlü
bir ressamdır. Ve resimlerinde bu oranı
kullanmıştır.
9. Çam Kozalağı: Çam kozalağındaki taneler
kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın
tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru
spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. İşte bu
eğrinin eğrilik açısı altın orandır.
10. Deniz Kabuğu: Denize çoğumuz gitmişizdir.
Deniz kabuklarına dikkat edenimiz, belki de
kolleksiyon yapanımız vardır. İşte deniz kabuğunun
yapısı incelendiğinde bir eğrilik tespit edilmiş
ve bu eğriliğin tanjantının altın oran olduğu
görülmüştür.
11. Tütün Bitkisi: Tütün Bitkisinin yapraklarının
dizilisinde bir eğrilik söz konusudur. Bu
eğriliğin tanjantı altın orandır.
12. Eğrelti Otu: Tütün Bitkisindeki ayni özellik
Eğrelti Otu nda da vardır.
13. Elektrik Devresi: Altın Oran sadece Matematik
ve kainatta değil,
Fizik te de kullanılıyor. Verilen n tane dirençten
maksimum verim elde etmek için bir paralel bağlama
yapılması gerekir. Bu durumda Eşdeğer Direnç, yani
Res= yani altın oran olur.
14. Salyangoz: Salyangozun Kabuğu bir düzleme
aktarılırsa, bu düzlem bir dikdörtgen oluşturur
(-ki biz bu dikdörtgene altın dikdörtgen
diyoruz.-) İste bu dikdörtgenin boyunun enine
oranı yine altın oranı verir.
15. Mimar Sinan: Mimar Sinan in da bir çok
eserinde bu altın oran görülmektedir. Mesela
Süleymaniye ve Selimiye Camileri nin minarelerinde
bu oran görülmektedir.

INSAN VÜCUDUNDA ALTIN ORAN
İnsan gözünün ALTIN ORAN a bu kadar yakin
olmasının, estetik açıdan sürekli olarak ALTIN
ORAN a uygun sekil ve yapıları tercih etmesinin
bir nedenini, yaşadığı çevre olan doğada hemen her
an ALTIN ORAN la karşı karşıya olmasının yani
sıra, kendi vücudunun hemen her noktasında ALTIN
ORAN a sahip olmasında arayabiliriz.

Aşağıda oranlarda insanında ne kadar ALTIN ORAN
örneği olduğunu göreceksiniz:
Boy/ (bölü)Bacak boyu
Beden boyu/kol altı beden boyu
Tam kol boyu(Boyun-Parmak ucu)/Dirsek - Boğaz
Parmak ucu - omuz/Parmak ucu - Dirsek
Göbek - Omuz/Göbek - Bel

INSAN YÜZÜNDE ALTIN ORAN
İdeal ölçülere sahip bir insan yüzünde de şayisiz
ALTIN ORAN örnekleri görmek mümkündür:
Yüz yüksekliği/Yüz genişliği
Tepe - Göz yüksekliği/Saç Dibi - Göz Yüksekliği
Göz - çene arası/Burun - çene arası
Alın genişliği/Burun boynu
Göz - Ağız/Burun boyu
Burun altı - çene/Ağız - Çene
Yüz genişliği/Gözbebekleri arası
Gözbebekleri arası/Ağız genişliği
Ağız genişliği/Burun Genişliği