Çevre uzmanları, küresel ısınmanın 2009 yılından sonra artacağı tahmininde bulundular.

Küresel ısınmanın, 21’inci yüzyılda karbon gazı salımının etkisiyle artacağı yönündeki genel uyarının yanında, 2005 yılını takip eden 10 yıl içindeki olasılıklara değinen İngiliz bilim adamlarının raporunda, insanın neden olduğu küresel ısınmadan ziyade, doğal etkenlerin sebep olduğu iklim değişikliği üzerinde duruldu.
     
Tahminde bulunmak için, El Nino ile okyanus sirkülasyonundaki diğer dalgalanmalarla ısı üzerinde çalışmalarda bulunan uzmanların Science dergisinde yayımlanan raporuna göre, dünya gerçek ısınmayla 2009 yılında tanışacak.
     
2009'a kadar ise doğal güçler, insanın yol açtığı tahmini ısınmayı dengeleyecek.

 

Kaynak:cnntürk

İsrailli bir fizik profesörü, birçok romana ve filme konu olan zamanda yolculuğun mümkün olduğunu iddia etti


10 Ağustos 2007 Cuma

İSRAİL Teknoloji Enstitüsü öğretim üyelerinden Prof. Amos Ori, zamanda yolculuk ile böyle bir yolculukta kullanılacak bir araç yapmanın mümkün olduğunu öne sürdü. Prof. Ori'nin bu iddiası bilim dünyasının saygın yayın organlarından Physical Review dergisinde yer alınca ciddiyet kazandı.

Prof. Ori, geçmişe yolculuğu mümkün kılabilecek bir zaman makinesi imal edebilmek için teorik bir model geliştirdiğini belirtti. Makinenin Einstein'ın izafiyet teorisi çerçevesinde çalışacağını kaydeden İsrailli profesör, maddenin çekim gücünün zaman boyutunda kısa yollar yaratabileceğini söyledi.


Herhangi bir maddeden yapılabilir

PROF. Ori, "Zaman eğrisini yeterince bükerseniz bir döngü yaratıp geçici olarak maziye gidebilirsiniz" dedi. Böyle bir yolculuk için gerekli olan koşulların matematiksel denklemlerini geliştiren Prof. Ori, söz konusu koşulların oluşturulması şartıyla "kapalı zaman eğrisi" dediği bir zaman makinesi yapılabileceğini ileri sürdü. Prof. Ori'ye göre, uzay zaman boyutunda zaman kendi üzerine kıvrılabiliyor. Bu döngü üzerinde seyahat eden bir kişi de maziye dönmüş oluyor. İsrailli bilim adamı zaman makinesinin herhangi bir maddeden yapılabileceğini de iddialarına ekledi, ancak bunun ileriki kuşakların işi olabileceğini söyledi.

Kaynak:Milliyet.com

Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekip, güneş sisteminin dışında da su bulunduğunu gösteren ilk somut bilgilere ulaştıklarını açıkladı. Uzmanlar, bulgulara ulaşmak için biraz farklı bir yöntem kullanmak zorunda kaldı.

NTV
Güncelleme: 09:35 TSİ 12 Temmuz 2007 Perşembe

LONDRA - Dünyanın dışında evrende hayat var mı? Henüz bu sorunun cevabı bulunabilmiş değil; ancak bilim dünyası gizemli evrenle ilgili yeni bulgular ortaya çıkarmaya devam ediyor. Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekip, dünyadan 64 ışık yılı uzaklıkta saptanan dev bir gezegenin atmosferinde tartışma götürmeyecek netlikte su buharı işaretlerine rastladıklarını açıkladı. Jüpiterden daha büyük olan ve HD18973B kod adı verilen gezegen, Vulpecula-Tilki takım yıldızında yer alıyor. Gezegenin sıcaklığı 2 bin dereceye varıyor ve bilinen türden bir canlının barınması olanaklı değil.

En son model teleskopların bile göremediği gezegende suya dair göstergeler, gezegenin komşu bir yıldızın tam önünden geçerek yörüngesinde dolanması sayesinde
elde edildi. Yıldız, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın Spitzer adlı teleskobuyla görülebilecek kadar büyük ve parlak.

Gezegen, önünden geçtiği yıldızın ışığını kısmen karaltıyor ve dünyadan bakıldığında gezegenin varlığı bu karaltıdan anlaşılıyor.

Bilim insanları, yıldızdan kaynaklanan ışığın, gezegenin atmosferinde nasıl değiştiğini inceliyor ve ışığın analizi, sözkonusu gezegenin atmosfer yapısının hesaplanmasını sağlıyor.

Araştırmacılar, bu sistemle güneş sistemi dışındaki diğer gezegenleri de inceleyebileceklerini belirtiyor. Bilim insanlarının bundan sonraki hedefi, sıcaklığı dünyanınkine yakın olup atmosferinde su buharı bulunan bir gezegeni tespit etmek.

Eğer bilim insanları bu gezegenin atmosferinde çürüyen bitkilerin saldığı metan gazı da saptarsa, güneş sistemi dışında hayata işaret eden ilk bulgulara kavuşulmuş olacak.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜBİTAK, Avrupalı araştırmacılara, Türkiye'nin nanoteknoloji potansiyelini tanıttı.
Kamu-özel sektör ortaklığındaki TURBO'nın Brüksel ofisindeki tanıtımda açılış konuşması yapan AB Komisyonu Nanoteknolojiler Dairesi Başkanı Renzo Tomellini, toplam 50.5 milyar euroluk 7'nci Çerçeve Programı'nda nanobilimler, nanoteknoloji ve farklı üretim tekniklerine 3.5 milyar euro ayrıldığını hatırlattı.
 
Tomellini, 2014 yılına kadar yürürlükte kalacak 7'nci Çerçeve Programıyla bilgi ekonomisine dönüşüme yönelik projeleri destekleyeceklerini belirterek, "Harika fikirleriniz olabilir. Fakat zayıf yönetimle hiçbir işe yaramaz. Başarılı bir projede her araştırmanın, sonucun olumsuz çıkması durumunda izlenecek alternatifleri hazırlanmalıdır. Bizden destek alabilmeniz için yapacağınız araştırmayla ilgili mantıksal çerçevenin iyi hazırlanması gereklidir" dedi.
Tomellini, nanoteknoloji alanında ABD'li araştırmacılarla işbirliği yapılmasını önerdi.
 
Türkiye'den ODTÜ, Bilkent, Hacettepe Üniversitesi, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, DYO ve TOFAŞ'ın temsil edildiği tanıtıma çok sayıda Avrupalı araştırmacı katıldı.
 
Yarın sona erecek etkinlikle Türkiye'nin araştırma ve teknoloji geliştirme kapasitesinin daha iyi tanıtılarak Avrupa üniversiteleri ve şirketleriyle işbirliği olanaklarının artırılması hedefleniyor.

Geleceğin teknolojisi: Nanoteknoloji
 
Kozmetik, tıp, enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere bütün alanlarda kullanılan malzemelerin yapımın yeni bir boyut getiren nanoteknoloji, bilim dünyasında çığır açıyor.
 
Bu teknolojiyle yapılan cep telefonları, güzellik kremleri, kıyafetler, kameralar ve gözlükler, teknolojinin sonsuzluğunu gözler önüne seriyor.
 
AB'nin de 3.5 milyar euroluk bütçesi ile en büyük 4'üncü alan olarak kaynak ayırdığı nanoteknoloji, mikroteknolojiden sonraki en önemli teknolojik gelişme olarak değerlendiriliyor.
 


Nanoteknoloji enstitüsü Ankara'da
 
Nanoteknoloji alanında Türkiye'yi dünya ile yarıştıracak Nanoteknoloji Enstitüsü Ankara'da açılacak.
 
Bilkent Üniversitesi'nde bu ay çalışmalarına başlayacak UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü'nde, aralarında savunma tekstil, otomotiv, inşaat, tıp ve biyoteknolojinin de bulunduğu hemen hemen her alanda hassas ürünler geliştirilecek.
 
DPT'nin de katkıda bulunduğu enstitünün inşaatında 25 milyon YTL harcandı. Merkez, 8 bin 500 metrekarelik kapalı alanda toplam 62 laboratuvardan oluşuyor.
 
Enstitünün malzeme bilimi ve nanoteknoloji araştırmaları için özel olarak tasarlanan 'akıllı binası' 7 kattan oluşuyor.
Kaynak:CNNTÜRK

NASA'nın yer çekimi uydusu Einstein'ı doğruladı





Ankara (AA)- NASA'nın yer çekimi uydusu "Gravity Probe B"'nin gönderdiği veriler, ünlü fizikçi Albert Einstein'ın izafiyet (görelilik) kuramını doğruladı. Bilim adamları, Einstein'ın görelilik kuramının iki etkisini ölçmek üzere aşırı hassas dört jiroskop kullanan Gravity Probe B'nin gönderdiği verilerin Einstein'ın iki kilit kuramından ilkini doğruladığını, diğerinin doğruluğunun anlaşılması için de 8 aylık bir çalışma gerektiğini belirttiler.

Einstein kuramına göre, "çerçeve sürükleme" tanımıyla da tabir edilen bu örneklemede, Dünya gibi dev bir cismin kendi çevresinde uzayın ve zamanın şeklini değiştirdiğini anlatmak için, bovling topunun en alt bölüme kadar oturarak, kendi çevresi boyunca lastik örtünün şeklini bozması örneği veriliyordu.

Jeodezik etkiyi anlatmak için verilen bu örnekte, bovling topu dönmeye başladığında, lastik örtüyü etrafına doğru çekmeye başlaması gibi Dünya'nın da yerel uzayı ve etrafındaki zamanı, döndükçe çok hafif de olsa sürüklediği savunuluyordu.

Bir yıllık bir süreçte jiroskopun dönme açısında ancak bir dakika kadar bir değişikliğe neden olabilecek bu etkiyle ilgili olarak, uydunun jiroskoplarından elde edilen verilerin, Einstein'ın görelilik kuramının jeodezi etkisini teyit ettiği belirtildi.